Mumin SARIKAYA

Tam Görünüm: Musiki nedir?Musiki Terimleri ve CUMHURİYET DÖNEMİ HÂFIZ MUSİKİŞİNASLAR
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın
MUSİKİ:
Ses üzerinde kurulmuş bir sanat. Güzel sanatların, kulağa hîtabeden bir dalı, en önemlilerinden biri, çok güçlü tesiri olan bir ilimdir. Beşeri duyguların en tabiîsi olan hislerin ifade edilmesinde en önemli etkendir. Musiki hayatın sanata dönüşmüş bir yankısı ve aynı zamanda vicdanın türlü şekillerde kendini göstermesidir. Duyguları ve düşünceleri sesle anlatmak san’atıdır. Seslerin bir sanat çerçevesi içinde sunulmasıdır.

MUSİKİŞİNAS:
Musiki sanatını tanıyan, musiki ile meşgul olan, musiki bilen. Şimdi daha çok Fransızca’sı olan “müzisyen” kelimesi kullanılmaktadır.

BESTE:
Her hangi bir musiki parçasına beste denir. Bir peşrev, bir şarkı, bir senfoni birer “beste” sayılabilir. Türk musikisinde beste şu manalarda kullanılmıştır. a) Kompozisyon, yani her musiki parçası birer bestedir. b) Bestenîgar, beste-hisar, beste-isfahan, makamları gibi bazı birleşik makamların adlandırılmasında makam ismi olarak kullanılmıştır. c) Bir form adı olarak beste, dini ve din dışı sözlü eserlerin büyük formdaki en önemli tespitlerinden birinin özel adıdır.
Kısaca beste; güfteli veya güftesiz kulağa hoş gelen melodilerin, notaların bir araya getirdikleri, bestekârın duygu ve düşüncelerini dışarıya yansıtmasıdır.

GÜFTE:
Kelime aslen Farsça olup “söz, kelam” anlamına gelmektedir. Türk Musikisinde sözlü bir eserin bestelenmiş manzum sözleri, bestelenmiş şiirin aldığı ad.
GAZEL:
Türk Musikisinde ses ile yapılan taksîme “ gazel” denir. Bu adlandırmaya sebep, ses taksimlerinde güftelerin hemen daima gazel formundaki şiirlerinden seçilmesidir. Gazel, taksim gibi irticâle dayanan bir şekildir. Fakat bazı yerlerde usûle girmesinde mazur yoktur. Kalıpsız ve serbesttir. Çok defa sazla karşılıklı saz-söz taksimleri yapılır. Gazel formundaki güftelerin en az matla’ı okunur. Güfte arasında “âh, of, amân, medet, dost, yâr, heyy, ey yâr” gibi terennümler kullanıla gelmiştir. Müstakil olarak ta gazel okunur. Saz eşliğinde olmaksızın da okunabilir. Bir zamanlar piyasa musikisinde çok revaçta olan bu form, musiki sanatının haysiyetine yakışmayan tezâhürata vesile teşkil ettiği için, Mesut Cemil’in yaptığı ıslahatla Türk Musikisi’nden kaldırılmıştır.
Gazel, şekilden önce mana ve ruhtur. Sahip olunan kültürün, sanat zevkinin, icra ustalığının, şiir ve musiki olarak intişarıdır. Allah’a yakarı, sevgiliye hitap, evlada sevgidir. Bazen hamisi, bazen eğiticidir. Gazel, Arap, İran ve Osmanlı edebiyatında önemli ve yaygın bir nazım türüdür. Lirik bir ifadeye sahiptir. Fuzuli, Baki, Şeyhülislâm Yahya, Nabi, Nedim, Şeyh Galip, Enderunî vasıf ve en son temsilcisi Yahya Kemâl Beyatlı bu türün ustalarıdır. Gazel şiir ve musiki olarak iç içedir.

GAZEL-HAN:
Gazel okuyan, gazel formundaki şiiri taksim eden hanendeye denir. Son devirde bazı hâfızlar, gazel-han olarak büyük ün yapmışlardır.

HÂFIZ:
(Kur'an-ı Kerim’in tamamını ezberleyen kimse) Arapça’ da “korumak ezberlemek” manasındaki “hıfz” kökünden türemiş bir sıfat olan “hâfız” (çoğulu, huffaz) sözlükte “koruyan, ezberleyen” anlamına gelip Kur’an’ın tamamını ezberleyene hâfız denilmiştir. Bazı rivayetlerde Kur'an-ı Kerim’in tamamını ezberlememiş olsa bile ahkamı konusunda geniş bilgi sahibi olanlara da “ kurrâ” denildiği görülmektedir.1
Hz. Peygamber (sav) bir hadislerinde “Sizin en hayırlınız Kur'an’ı öğrenen ve öğreteninizdir” buyurmuşladır.2 Kur'an öğrenimi ile ilgili teşviklerin çoğu onu sadece ezberlemeyi değil, manasını anlamayı, muhtevasına vakıf olup gereğince amel etmeyi amaçlamaktadır.3
Kur’an’ı ezberleme müessesi Hz. Peygamber’den bu yana eksiksiz olarak süregel-miştir. Bu da Yüce Allah’ın Hicr suresi 9. ayetinin4 tecellisi olduğunu gösterir. Bu müessese kıyamete kadar da sürecektir.
Osmanlılar’da kıraat ilminde büyük bir gelişme olmuş ve binlerce hâfız yetişmiştir. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiye göre Amasya’da dokuz dârûlkurrâ vardı ve bunlardan sadece sultan Beyazıt Dârûlkurrâ’sında 300’den fazla hâfız bulunmaktaydı.5 Yine Evliya Çelebi’ye göre bu sayı İstanbul’da 3000’i kadın olmak üzere 9000 hâfız bulunmakta idi.4
Cumhuriyetten bu yana Türkiye’de bulunan Kur'an kurslarının sayısı 5000’i aşmıştır. 1970’den bu yana Türkiye’de Kur’an kurslarında yetişen ve belge alan hâfız sayısı 30.000’den fazladır.5
Osmanlı döneminde, bir çocuğun güzel sesli olduğu anlaşılınca “hâfız” olması için gerekli eğitim kurumuna verilirdi. Temayüz edenler, imparatorluğun her yöresinde tavsiye ile dersaadet’e (İstanbul’a) gönderilirdi. İstanbul’da musiki mahfillerine girerler ve usta müzisyenlerle dini ve lâdinî musiki meşk ederek ustalaşırlardı.
Türk Sanat Müziği

Klasik anlamda Türk Sanat Müziği çeşitli İslam müziklerinin oluşturduğu zengin birikime dayanan Osmanlı müzikçilerinin ürünü olan makamsal bir müziktir.
Türk Sanat Müziği hakkında ansiklopedik bilgi

Klasik anlamda Türk Sanat Müziği çeşitli İslam müziklerinin oluşturduğu zengin birikime dayanan Osmanlı müzikçilerinin ürünü olan makamsal bir müziktir.

Araştırmacılara göre Türk Sanat Müziği'ne ait 590 MAKAM adı belirlenmiş, ancak bunlardan pek çoğunun bugün örneği bile kalmamış,çoğu unutulmuş,önemli bir bölümü de kullanılmaz olmuştur. Günümüzde ise kullanılan makamların sayısı100'ügeçmez.Bunlardan ise ancak 40-50'si yaygın olarak kullanılmaktadır. Makamlar arasında gerçekten apayrı bir anlatım gücü taşıyanlardan bazılarını makamlar kısmında görebilirsiniz. Türk Müziği'nde doğaçlamalar dışında, yalnızca bestelenmiş yapıtların biçimlenişine katkıda bulunan ve usül adı verilen bir öğe daha vardır.Usül'ler çeşitli uzunluktaki kuvvetli ve zayıf vuruşların belli bir düzen içinde ortaya çıkan birer ritim kalıbıdır.
Referans Adresler