Mumin SARIKAYA

Tam Görünüm: Türküler
Şu Anda Hafifleştirilmiş Görüntüleme Modundasınız. Tam Görünüm Modu için, Buraya Tıklayın
Sayfalar: 1 2
8. Olay Türküleri



Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar.



YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE



Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler:

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

Annesinin bir tanesini hor görmesinler


Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim



Babamın bir atı olsa binse de gelse

Annemin yelkeni olsa açsa da gelse

Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse


Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim


Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117]



9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler


ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM


Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım

Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim

Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm

Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı

Al baharlı mavi dağlar Bağlantı

Yarim gurbet elda ağlar



Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun

Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm

Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin

Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı

Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118]

Yarim gurbet elda ağlar


Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir:


Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun

Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm

Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler



Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım

Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım

Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler



Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım

Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım

Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler



Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır

Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır

Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119]



MADIMAK

Madımak bitti m’ola Madımağın alları

Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları

Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor

Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri

Ah madımak madımak Bağlanatı

Yar madımak madımak

Dön de bir yol beri bak



Madımak kurutmadım Madımak biter oldu

Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu

Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim

Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu

Bağlantı Bağlantı[120]



10. Satıcı Türküleri

KİLCİ TÜRKÜSÜ

Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu.

KİLCİ TÜRKÜSÜ


Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta

Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta

Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta


Kil isteyen hanımlar Bağlantı

Kil alan var mı



Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem

Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan

Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan


Bağlantı Bağlantı


Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler.

Kadınlar: Kilci:

Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya

Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya

Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya

Bağlantı Bağlantı

Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan

Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam

Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban

Bağlantı Bağlantı[121]



11. Ekin Türküleri

Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir.

Ağarmış arpası fiği kurumuş

Benim yarim dere dere yorulmuş

Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş

Gel otur yanıma yar n’olur n’olur



Akşam olup gölge köye dönünce

Saçinin ucuna belik örünce

Ekin bitip irgat köye dönünce

Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur



Su yolunda ben o yare kavuştum

Yar aşagi ben yukari savuştum

Kaç gündür küsülüyüm o yar ile

Öptüm yanagindan yine bariştim [122]



12. Ramazan Davulcusu Türküleri

BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA

Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu

Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu

İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan

Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu



Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı

İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı

Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi

mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123]



13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

HEKİMOĞLU

Hekimoğlu derler benim aslıma

Aynalı martin yaptırdım kendi neslime



Hekimoğlu derler ufak bir uşak

Bir omuzdan bir omuza on arma fişek



Konaklar yaptırdım mermer direkli

Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli



Konaklar yaptırdım döşedemedim

Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim



Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu

Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124]



14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

BİR OF ÇEKSEM

Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır

Bugün posta günü canım sıkılır



Ellerin mektubu gelmiş okunur

Benim yüreğime hançer sokulur



Bir of çeksem karşıki dağlar iniler

İflah etmez bu dert beni yeniler [125]



BURÇAK TARLASI

Sabahınan kalktım südü pişirdim

Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım

Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım

Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası

Burçak tarlasında yar yar gelin olması



Sabahınan kalktım ezan da sesi var

Ezan sesi değil burçak yası var

Sorun şu adamın kaç tarlası var

Bağlantı



Elimi salladım değdi dikene

İlahi kayınbaba ömrün tükene

İntizar ekerim burçak ekene

Bağlantı



Elimin kınasın ezdirmediler

Gözümün sürmesin süzdürmediler

Burçak tarlasında gezdirmediler

Bağlantı [126]



HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Hastane önünde incir ağacı annem ağacı

Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı

Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı

Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu

Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu



Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze

Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze

Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize

Bağlantı[127]



15. Gurbet ve Hasret Türküleri

KIŞLANIN ÖNÜNDE

Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar

Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker

Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister

Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı



Sabahtan sabaha okunur ezan

Okumak bilemem okuyam yazam

Yaz mektup sevdiğim postaya bırak

Bağlantı [128]



HASRET TÜRKÜSÜ

Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk

Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek

Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek

Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı



Sarardı benzim de kalmadı kanım

Kalkmıyor gönlümden kederim gamım

Gurbet elde gezer o nazlı yarim

Bağlantı[129]



16. Meslek ve İş Türküleri

BERBER VER AYNAYI BAKAYIM

Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi

Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi

Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi

Aman berber Bağlantı

Göğsü mermer

Yanağı aller

Dudağı baller of

Berber bayıldı Leylâ’m



Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım

Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım

Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım

Bağlantı Bağlantı[130]



ÇULHA TÜRKÜSÜ

Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır

Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır

Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır

Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık



Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir

Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır

Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir

Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık



Çıkrığımın alt direği

Üstüne yağar kırağı

Gözümün nazlı çırağı

Ne helâldir bu çulhalık [131]



17. Eşkıya Türküleri

ALİ EFE

Al’efe’nin evleri konağa yakın

Yağla martinini de Al’efem koluna takın

Kamalı geliyor kendini sakın

Al atı var kır atı var yol mu da dayanır

Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır



Kuyalanın altından eğildim geçtim

Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm

Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim

Baglanti



Kuyalanin altinda inden aman evim var

Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var

Soma kazasında aman benim yarim var

Bağlantı [132]



18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi.



19. Ninniler ve Çocuk türküleri

Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi.



20. Hapishane Türküleri

MUHPUSHANE HAVASI

Ne zalımdır mahpushane havası

Çocuklar ağlıyor ister babası

Adımıza verdiler idam cezası

Mahpushane seni yapan kör olsun

Kör olsun da ik’elleri kırılısın



Akşam olur firengiler vurulur

Gardiyanlar önümüze kurulur

Anama beni ziyaretten yorulur

Bağlantı[133]



HAPİSHANE İÇİNDE

Hapishane içinde yayılır kazlar

Bayramdan bayrama çalınır sazlar

Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar

Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım

Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım



Hapishane içinde bir mermer direk

Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek

İdam cezasına dayanmaz yürek

Bağlantı



Hapishane içinde ötüşen kuşlar

Hayırdır inşallah gördüğüm düşler

Herkes sevdiğine canlar bağışlar

Bağlantı



Hapishane suyu içinden akar

Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar

Gardiyan darılır canımı yakar

Bağlantı



21. Mizahî Türküler

İSTANBUL’DAN GELİRKENE

İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var

Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var

Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var

Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan



Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı

Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı

Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı

Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan



Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar

Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer

Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar

Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan



ÇEKİRGEM UÇAR GELİR

Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı

Kanadın açar gelir Kanı yere damladı

Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem

Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim

Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı



Çekirgem geldi taşa

Yazılan gelir başa

Dümbek de boylu çekirgem

Dalgalı yeşilim

Düğünüm kaldı kışa [134]



22. Yergi Türküleri

Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz.

ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE

Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli

Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu

Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu

Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde



Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı

Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı

Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı

Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde



Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır

Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır

Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur

Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135]



23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim.

YAŞ TÜRKÜSÜ

Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır

Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı

Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır

Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer



Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır

Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır

Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir

Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer



On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını

On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını

On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini

On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer



Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar

Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar

Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar

Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer



Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur

Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur

Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne Sekseninde badem gözler yaş olur

Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer



Seksen beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca

Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca

Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca

Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer[136]



C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER


Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir.) Nitekim aynı ezgiye sahip olup ayrı bölgelerde değişik sözlerle söylenen şu türkü bunun en bariz örneğidir.

Cide:

Fatıma'm nnerden geliyon Bartın'dan

Ben de seni bilemiyom yandım şeker Fatıma

yanındaki kumandan

Tokat:

Ayşe'm nerden gelin Alan'dan

Ben de seni bilemedim yandım da ala gözlüm

yanındaki kocandan

Uşak:

Ayşe'm nerden geliyon Uşak'tan

Ben de seni bilemedim yandım çakır Ayşe'm

belindeki kuşaktan


Ezgisi aynı, sözleri kısmen farklı olan bu türkülerin yanında TRT Repertuarında, sözleri aynı fakat ezgileri farklı pekçok örneğin bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.[137]

Türküler, melodi ile ilişkisi bakımından beş gruba ayrılır.

1. Meledik ritmle metin ritmi arasında tam bir uygunluk bulunan türküler. (Melodiyi meydana getiren her sesin altına bir tek hece düşer.)

2. Melodik ritmle metin ritmi arasında beraberlik bulunmayan türküler. (Kelimenin bazı heceleri, melodinin birden fazla sesine dağılır.)

3. Metnin aslında olmadığı halde melodinin bünyesi icabı, bilhassa ortalara eklenen metin dışı sözler taşıyan türküler.

4. Türkünün edebî formunu bozacak kadar geniş eklemeli türküler.

5. Tekrarlanan kelime veya cümle parçalarından meydana gelen türküler.[138]

Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir.

Ruhi Su, türkülerin özelliklerine göre lied, arya ve resitatif karekter taşıdığı fikrindedir.[139]. Felâketleri, gurbeti, askerliği, ölümü,seferberliği, aşkı, kahramanlığı, tabiatı hülasa insanın içiçe olduğu bütün hadise, durum ve ortamları kendisine konu edinen türkünün bu özellikleri taşımasını tabii karşılamak gerekir.

Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir.

A. Uzunhavalar : Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritm bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir.

Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukuova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem*, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıt lar, kısmen yahut tamamiyle bu grupta mütalaa edilir. Uzunhavalar yörelere göre farklı usluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar.


Uzunhavalar hakkında Muzaffer Sarısözen, Mahmut Ragıp Gazimihal, Halil Bedi Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Ahmet Adnan Saygun, Nida Tüfekçi ve Mehmet A. Özbek gibi araştırmacılar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bütün bunları değerlendiren Süleyman Şenel, ileri sürülen görüşler çerçevesinde uzunhavaların esaslarını şöyle belirlemiştir:

1. Serbest ritmlidir (ölçüsüz, usulsüz, serbest ölçülü, serbest ağız, serbest tartımlı tabirleri yerine...)

2. Dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır.

3. Kelime ritmine uyan veya bir heceye bir not isabet eden Resitatif (Parlando reçitetivo) veya Parlando rubato tarzındadır.

4. Ritmli ezgilerle iç içe görülebilir.

a. Aralarında, baş ve sonlarında ölçülü saz kısımları, pasajlar olabilir.

Esasta kırık, fakat başta, arada usulsüz pasajlar olabilir.

5. Kuruluşu 2. maddeye uymakla birlikte sondaki müzik cümlesini asılı bırakan ve tekrarlanan (of, vah, oy oy) gibi terennüm katmalı olabilir vs.[140]


B. Kırık havalar : Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritmleri belli olan parçalardır.[141] Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi- zeybek, Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu- karşılama, Harput- şıkıltım, Isparta- datdiri, Konya- oturak, Trabzon, Rize, Hopa- horon, Urfa- kırık hava..


Yapılan önceki çalışmaların hemen hemen tamamını gözden geçiren Söleyman Şenel bu konuya daha geniş perpektiften bakar. Şenel musikimizi önce üç ana gruba ayırır:

1. Enstrümantal musiki (saz musikisi)

2. Vokal musikisi (sözlü musiki)

3. Vokal-enstrümantal musiki

Şenel, Türk Halk Musikisini, müzikal form açısından da teknik olarak yine üç grupta değerlendirir. Böylece daha önceki çalışmalarda gördüğümüz, uzun hava, kırık hava yaklaşımlarından farklı bir tutum sergiler.

1. Ritmli (usullü) Ezgiler : Kırık hava olarak bilinen ezgilerdir.

2. Serbest Ritmli Ezgiler : İster vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçim tamamen serbest bir ritmdedir.

3. Karışık (karma) Ritmli Ezgiler : Yine ister vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal-enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçimde ritmli ve serbest ritmli muhtelif bölümler vardır ve bu iki ritmik yapı ezgilerin muhtelif kısımlarında görülebilir.
Gerek kırık gerekse uzun havalar çeşitli bölgelerde müzikal yapı itibariyle çeşitli gruplar altında ayrıca incelenebilir. Sözgelişi Giresun’da türküler ezgilerine göre şu şekilde tasnif edilmiştir:

1. Horon havalari,
2. Yol havalari,
3. Imece havalari
4. Gelin (kina) havalari,
5. Findik toplama havalari,
6. Atma ve kesme havalari,
7. Karşilamalar.[143]

Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarinci, Misket gibi adlarla anilan ve kirik yahut uzun hava tarzinda terennüm edilen makamlar vardir. Bunlarin Klasik Türk musikisinde karşiliklari şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat- Acemaşiran, Beşiri- Mahur, Kalenderî- Saba, Zarinci- Çargâh, Misket- Eviç.

Halk türkülerinde ayaklar konusunda da farkli görüşler ortaya konulmuştur. Bilgilerine müracaat ettigimiz Ugur Kaya görüşlerini şu şekilde özetlemiştir: Yahyali Kerem denildiginde Âşik Veysel'in çalip söyledigi Dost dost diye hayaline yeldigim sözleriyle başlayan türkü akla gelir. Ancak farkli yörelerde bu türkünün dizisiyle söylenen türküler de Yahyali Kerem olarak isimlendirilmiştir. Bu tarz isimlendirmeler, otantik açidan hiç de uygun degildir. Ebetteki, farkli yörelerde, bir makamin dizisine uygun düşen tarzda ezgilere rastlamak mümkündür. Ne var ki, bunlar ayni ses dizilerine sahip olmasina ragmen yörelerinde degişik adlarla anilirlar (Garip, Şirvan, Beşiri örneklerinde oldugu gibi...). Şu halde bu ve buna benzer isimlendirmeler, genellendirme yapilmaksizin, bagli bulundugu yöre dahilinde degerlendirilmelidir. Çünkü, meseleye tasnif açisindan bakildiginda, genelleştirmeye gitmenin dogru olmayacagi ortadadir.



V. TÜRKÜNÜN DIGER TÜRLERLE ILIŞKISI

A. TÜRKÜ-TEKERLEME

Ezgi, tekerlemelerin önemli bir cephesini oluşturur. Aşagi yukari birbirine yakin ezgilerle terennüm edilen tekerlemelerdeki ezgilerde pek melodi zenginligi yoktur. Nadir de olsa bir kisim tekerlemeler müstakil türkü olarak kendilerine yer bulmuşlardir. Sözgelişi -aşagida kaydettigimiz örnegin dişinda- kitabimizin “Bentleri iki, bağlantıları üç mısralı olan türküler”e örnek olarak gösterdiğimiz “Aşagidan Gelir Türkmen Koyunu” başlikli sürrealist türkü tekerleme hüviyeti gösterir.

PÜSKÜLÜM SEKME

Konya’da en az iki kişi tarafindan oynanan oyundur. Oyun sirasinda aşagidaki türküler söylenir.

SEKELIM KIZLAR

Sekelim kizlar sekelim hay hay Biz gelin almaya geldik hay hay
Arpa bugday ekelim hay hay Verirsen kiza geldik hay hay
Topumuz birdan kalkalim Vermezsen tuza geldik hay hay
Hay sulu tasli sulu tasli hay hay Kaymak yemeye geldik hay hay

Çay akar çakil akar hay hay Hay benim başi şallim hay hay
Emmim saraydan bakar hay hay Daglari dolaşalim hay hay
Egivermiş mor fesi hay hay Oynayip koklaşalim hay hay
Edasi beni yakar hay hay Sevişim oynaşalim hay hay



Tarlada tavşan kovalarken hay hay

Düştüm dizimi ovarken hay hay

Bir ari geldi viz dedi hay hay

Kalk çeyizini düz dedi hay hay



YENGE KIZIN BIR TANE DIKENE DIKENE

Yenge kizunbir tane Dikene dikene

Saçlari dane dane Düştüm demir dikene

Yenge kizun ikidur Alaca boncuk saçilmiş

Küçügü benumkidur Demir diken açilmiş

Yenge kizun üç oldu Alaca boncuk kaç boncuk

Biri bana güç oldu Iligim düme kaytancik

Yenge kizun dört oldu Kaytanciga varmali

Biri bana dert oldu Şurdan üzüm almali

Yenge kizun beş oldu Kimler ile yemeli

Biri bana eş oldu Kizlar ile yemeli

Yenge kizun altidur Kizlar bana ne gerek

Yanaklari tatlidur Altin başli kuş gerek

Yenge kizun yedidur Kuşu vursam öldürsem

Bir tanesi dertlidur Elim kana bulaşir

Yenge kizun sekizdur Elimi nerde yuyayim

Bir tanesi semizdur Ak kurnada yuyayim

Yenge kizun dokuzdur Ak kurna benim olsa

Bir tanesi domuzdur Tahtadan donum olsa

Yenge kizun on tamam Ali kardeşim olsa

Bayildum aman aman[144] Peygamber babam olsa

Igne getir dikelim

Sindi getir biçelim

Karaaslan’a göçelim

Karaaslan bucak bucak

İçinde demir ocak

Demir ocak yıkılmış

Kadınım bana darılmış...[145]



B. TÜRKÜ- HALK HİKÂYESİ

Bilindiği gibi halk hikâyeleri manzum ve mensur bir yapıya sahiptir. Hikâyeci, duyguların doruğa çıktığı bölümlerde telle söylemeyi dille söylemeye tercih eder. Elbetteki söyleyeceği manzum parçayı ezgi ile terennüm eder. Ezgili parçalardan bir kısmı halk tarafından kabul görür ve geniş bir coğrafyaya yayılır. Zamanla müstakil türkü olarak icra edilir.

ARZU İLE KAMBER

Çeşme başında elini yüzünü yıkayan Arzu, kendisini yetiştiren Hoca’sının çağırması üzerine onun yanına gider, fakat o sırada çeşme başında bileziğini unutur. Bileziği Kamber alır. Arzu, çeşme bileziğini başında unuttuğunu hatırlar. Kamber’i görüp bileziği sorar. Aralarında şu deyişme geçer.

Arzu: Kamber:

Şu pınara gelenler Şu pınara gelmedim

Elin yüzün yuyanlar Elim yüzüm yumadım

Hergiz murat almasın İki gözüm kör olsun

Bileziğim alanlar Ben bilezik almadım



Hey handadır handadır Ay doğar ürüşanda

Muhabbetim candadır Gün doğar perişanda

Kadan alayım Kamber Kadan alayım Arzu

Bileziğim sendedir Bilezik ne nişanda



Arap at azılıdır Su akar oluk oluk

Koyunlar kuzuludur Doldururlar beş tuluk

Bileziğim üstünde Bileziğin bulana

Tılısım yazılıdır Ne verirsin muştuluk



Su aksın oluk oluk

Doldursunlar beş tuluk

Bileziğim bulana

Bir canım var muştuluk[146]



KİZİROĞLU MUSTAFA BEY

Köroğlu’na Kırat yüzünden düşman olan Kiziroğlu, yanına Keloğlan’ı alıp Çamlıbel’e, Köroğlu’nun yanına gider. bir yere saklanırlar. Köroğlu, bunları fark eder, sabaha kadar uyumaz. Sabah, eşi Nigâr’dan kahve yapmasını ister. Kahvesini yudumlarken, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi aşağıda türküyü söyleyip kendisini çadırın kenarında dinlemekte olan Kiziroğlu’nu öğer. Köroğlu’nun yiğit olduğunu yürekten kabul eden Kiziroğlu Mustafa Bey, yanındaki Keloğlan’ı öldürür.

Bir hışmınan geldi geçti Bir at biner Alapaça

Kiziroğlu Mustafa Bey Fırsat vermez Kırat kaça

Bu dağları deldi geçti Az kaldı ortamdan biçe

Kiziroğlu Mustafa Bey Kiziroğlu Mustafa Bey

Hanım kim canım kim Bağlantı

Nigâr kim kim kim kim

Kiziroğlu Mustafa Bey

Bir beyin oğlu zor beyin oğlu



Hay edende haya teper Vay ben ona eş olaydım

Huy edende huya teper Anadan on beş olaydım

Köroğlu’nu çaya teper Ben ona kardaş olaydim

Kiziroglu Mustafa Bey Kiziroglu Mustafa Bey

Bağlantı Bağlantı[147]



C. TÜRKÜ-AGIT

(Bkz. AGIT-TÜRKÜ Bölümü)



Ç. TÜRKÜ-MANI

(Bkz. MANI-TÜRKÜ Bölümü)



D. TÜRKÜ- NINNI

(Bkz. NINNI-TÜRKÜ Bölümü)





VI. TÜRK TOPLULUKLARINDA TÜRKÜLER

A. AZERBAYCAN’DA TÜRKÜLER

Azerbaycan’da türkü karşiligi olarak “mahnı” kullanılmaktadır. Mahnı, Anadolu’daki kırık havaların karşılığıdır. Uzunhavaların yerine de “mugam“ sözü kullanılır. Mugamların aralarında söylenilen kırık hava tarzındaki eserlere de tesnif denilir. Karşılıklı türkülere ise, deyişme (bazı yörelerde deme- çevirme ) denilmektedir.

Mahnılar

DAĞLARDA ÇİÇEK

Dağlarda çiçek dererem sataram

Bir üzü göyçek haradan taparam

Haray yar elinden

O gara tellerinden

Eğer izin verirsen bala

Öperem gözlerinden



Bağlarda püste dererem sataram

Bir boyu beste haradan taparam

Bağlantı



Bağlarda hurma dererem sataram

Bir saçı burma haradan taparam

Bağlantı[148]

(göyçek : güzel, tapmak : bulmak, haray : imdat, aman, puste : fıstık, boyu beste : boylu poslu)



TOY AHŞAMI

Bahça bağa girmişem

Etirli gül dermişem

Gohum gardaşım deyib

Yarı men beyenmişem

Ay aşıg te’rifle bizim gelini

Gaynına deyek bağlasın belini

EL-oba desin: Ay bey toyun mübarek

Bey sevindirsin obasını elini



Bu dere derin dere Yetişdi toy ahşamı

Suları serin dere Durun yandırın şamı

Yardan cevap alınca Geline bezek vurun

Yalvarmışam min kere Gelir oğlan adamı

Bağlantı Bağlantı[149]



Deyişme

AMAN OVÇU

Maral Ovçu

Aman ovçu vurma meni Çekilmez yar duman yerden

men bu dağın ay balam maralıyam Küserler yar uman yerden

Maralıyam maralıyam Maralımı itirmişem

Ovçu elinden ay gülüm yaralıyam Gezerem yar güman yerden



Ezizim gel bağ ilen Dolan gel yar bu dağ ilen

Bahça ilen a balam bağ ilen Gül çiçek der budag ilen

Dedin meni aranda gözle Sene yahşı yar demezler

Yolun saldın a gülüm dağ ilen Men ölsem yar bu dağ ilen[150]

(aran : yayla, güman : ümit)



Tesnifler

Mugam aralarında okunan ve dinleyicide etki bırakan, mugamdaki makamlar arasında estetik olarak geçişi sağlayan mahnılardır. Başlıca çeşitleri şunlardır:

Bayatı-gacar, Bayatı-Isfahan, Bayatı-kürd, Bayatı-Şiraz, Beste-nigâr, Çahargah, Deşti, Dilkeş, Erag, Fuzuli, Hasar, Humayun, Mahur, Maye-yi bayatı Şiraz, Maye-yi çahargah, Maye-yi Şur, Maye-yi zebul, Rahab, Rast, Sarenc, Segah, Segah, Sema-yı şems, Şikeste-yi Fars, Şur, Şur, Şehnaz, Şüşter.

SARENC TESNİFİ

Bağa girmerem sensiz Bu dağda bir maral var

Gülün dermerem sensiz Başında tirme şal var

Bağda guzu melese Adı çıhıp yadımdan

Bil ki o menem sensiz Üzünde gara hal var

Dilberim dilberim Bağlantı[151]

Gel gel ahu balası

Gel gel dağlar arası

Ceyranım terlanım

Gel gel ahu balası

Uca dağlar lalası

(terlan : yırtıcı kuş, tirme şal : ipek şal)



B. BATI TRAKYA’DA TÜRKÜLER


Batı Trakya Türklerinin zengin türkü dağarcığı vardır. Hasret ve aşk türkülerinin yanında olaylardan vücut bulmuş türküler de belli bir yekun tutacak kadar fazladır.

UYUR İSEN UYAN YARİM

Ak bacadan duman tüter Öte baktım beri baktım

Zıngırdaklı duvan öter Al duvağım kendim attım

Benim derdim bana yeter Ali’min yüzüne bektim

Uyur isen uyan yarim Bağlantı

Sabah oldu nazlı yarim



Tan yerine nişan düştü Evimizin önü iğde

Yengeler kapıya üştü İğdenin dalı yerde

Ali’m dünyasından göçtü Benim yarim kara yerde

Bağlantı Bağlantı



MARTİNİM ALINMIYOR

Martinim atınmıyor Martinim allı pullu

Pahalı satılmıyor Almam sen gibi dulu

Şu uzun gecelerde Alırsam kız alırım

Yalınız yatılmıyor On parmağı kınalı

Ha babam babam Bağlantı

Ha babamla salla

Meyvada göbeği salla



HAVADA UÇAN TEYYARE

Havada uçan teyyare Kestane kavrulur mu

Selâm söylen o yare Kabuğundan ayırlır mı

İşittim yar evlenmiş Yarin mektubu bende

Geçinsin güle güle Yar benden ayrılır mı

Yar aman aman Bağlantı

Gel aman aman



Kestaneyi kestiler Havada uçan kırlangıç

Filiz sürmesin diye Kanadı angıç angıç

Beni burdan aldılar Beni yardan ayıran

Yar beni görmesin diye Kan kussun avuç avuç

Bağlantı Bağlantı[152]



C. BULGARİSTAN TÜRKLERİ TÜRKÜLERİ

Bugünkü nüfusları 2.000.000 civarındadır. Edebî ve folklorik zenginliklere sahip olan Bulgaristan Türklerinin, geleneğe dayalı bir toplum yapısı vardır.

Çok sayıda türkülerin içinde lirik türküler ağırlıktadır.

Düğün sırasında nikâh gecesi kızlar iki grup olur. Bir kısmı kız, bir kısmı oğlan tarafını temsil ederler. Karşılıklı olarak şu türküyü söylerler.

NİKÂH GECESİ TÜRKÜSÜ


Oğlan tarafı Kız tarafı

Ben pazara varayım Ben pazara varayım

Yarime gırep alayım Yarime al fes alayım

Oyası ben olayım Püskülü ben olayım

İncili yosma yar yard Bağlantı

Yar bize gelsin ne var



Ben pazara varayım Ben pazara varayım

Yarime fistan alayım Yarime mintan alayım

Kuşayı ben olayım Gaytanı ben olayım

Bağlantı Bağlantı[153]



KINA TÜRKÜSÜ

Çiçeyim çiçeyim Bir taş attım yamaca

Sen doldur ben içeyim Bir kuş vurdum alaca

Yarimi eller saracak Alacadır alaca

Ben undan vaz geçeyim Kaşı gözü karaca



Bir taş attım dallere Bir taş attım dereye

Vardı düştü çöllere Kız çıktı pencereye

Benim de yarim ufacık Kız Alla’nı seversen

O da gitti ellere Al beni içeriye[154]



KAHVE OLSAM


Ka[h]ve olsam dolaplarda kavrulsam (aman aman aman)

Toz duman olsam dağ başında savrulsam

Kemer olsam yar beline sarılsam (aman aman aman)

Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu

Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu



Verin benim bağlamamı çalayım (aman aman aman)

Ah çalayım da garip garip ağlayım

Bir mendil ver gözyaşımı sileyim (aman aman aman)

Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu

Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu[155]



İLİMON EKTİM DÜZE

İlimon ektim düze ilimon yar aman

Amanım bitmedi kaldı güze vay

Kız beni seni alırım ilimon yar aman

Amanın ayrılık geldi bize

İlimonum dedim nar geldi vay

Yandı da yüreğim kar geldi vay

Yarin beyaz kolları ilimon yar aman

Amanın sarıldıkça dar geldi vay



Fındık serdim harmana ilimon yar aman

Amanım âşık olduk ben sana vay

İkimizin derdini ilimon yar aman

Amanım yazdıralım fermana vay

Bağlantı[156]
Ç. GAGAUZ TÜRKÜLERİ

Wlodzımıerz Zajaczkowski, büyük emekler vererek hazırladığı Gagauzow Z Bulgarıı adlı eserinde, yüz kadar türkü metnine yer vermiştir. Türkülerin hemen hemen tamamı Bulgaristan, Yugoslavya ve Türkiye’deki türkülerle aynıdır.

AĞIT TÜRKÜSÜ

Şu karşıki daada bir yua yaptım

O yuanın içinde yalnızca yatdım

Eşim yavrularım gelecek diye yollara baktım

Ah yandı yüreğim yoktur çayresi

Onulmadık kaldı üreyimin yaresi



Şu karşıki daada bir fener yanar

O fenerin şafkına şahinner konar

Eşinden yavrularından ayrılannar böyle mi yanar

Bağlantı



Alsam kuzumu kızımı iki dizime

Çevirsem çevirsem baksam yüzüne

Kara toprak dolacak gencicik yüzüne

Bağlantı[157]



ALİŞİMİN KAŞLARI KARE

Alişimin kaşleri kare

Sen açtın sineme yare

Bulamadım derdime çare

Görmedin mi ol civan Alişimi Tuna boyında

Görmedin mi civan Alişimi macur daanda



Evlerim var hane hane Evlerim var daa başında

Beñlerim var tane tane Beñlerim var sol kaşımda

Saramadım yene yene Saramadım genc yaşımda

Bağlantı Bağlantı



Evlerim var sundurmalı

Beñlerim var kondurmalı

Bir öpüşte soldurmalı

Bağlantı[158]



BEY YOLUNA GİDERKEN

Bey yoluna gidârken
Kopdu da kopdu kıyamet
Ah bey yolu vah bey yolu
Yandı da yandı kül oldu
Yandıysaydı Bey yolu yandı
Sana da bana da ne oldu

Bey yolunun sarayları Bey yolunun konakları
Demirdir kefkir yapılı Buldu da buldu selâmet

Bağlantı Bağlantı[159]




D. IRAK TÜRKMENLERİ TÜRKÜLERİ

Iraklı Türkmenler türkülerini yüze yakın makamla icra ederler. Bunların içinde en çok Türkmen Bayat aşiretinin icadı olan Bayat, güçlü makam okuyucusu Şaltağ’ın icat ettiği Tiflis makamlarıyla Kazzaz, Nari, Miskin, Reşidî, Tahir (Zengüle/ Zengene), Ümergele makamlarıdır.[160]

MUÇILA (MUSTAFA) TÜRKÜSÜ

Ünlü hoyrat ustası Muçıla (Mustafa)’nın işlediği cinayetten sonra asılması üzerine ardından ağıt yakılır. Ağıt, kısa sürede halk arasında türkü olarak yayılmıştır.

Seher oldum vardım bağa Hamamnan çıhıp terleyib

Dur yanımda Gafur Ağa Ağzı kurrı su görmiyib

Kanım döktiler kabağa Oğlan cahil evlenmiyib

Aman hecci kıyma mene Bağlantı

Muçı kıyıptı bu cana



Belden meni deng ettiler Belini çaldı başıma

Rengim yeddi reng ettiler Al kanı tökti kaşıma

Kardaşıma deng ettiler Heber verin kardaşıma

Bağlantı Bağlantı



Belini çaldı boynıma Sukak dar ıydı kaçabilmedim

Kanımı tökti koynuma Bağlı buğçanı açabilmedim

Heber verin beg dayıma Dostı duşmanı seçebilmedim

Bağlantı Bağlantı



Meni vurdı bir bağvançı Meni bezden bezettiler

Biri hecci biri Muçı Hak yerimi düzettiler

Ahrette olı dilenci Musallada uzattılar

Bağlantı Bağlantı[161]



O YANA DÖNDER MENİ

Çayır kısa biçilmez Her güzelden yar olmaz

Su derindi geçilmez Seven bahtıyar olmaz

Mene yardan geç deyer Yarı güzel olanın

Yar şirindi geçilmez Gevli ihtiyar olmaz

O yana dönder meni Bağlantı

Bu yana dönder meni

Üregimde yaram var

Tabibe gönder meni



Meni gördü güldü yar Gözleru ne mavıdı

Dertlisiydim bildi yar Sinev keklik avıdı

Açtı kulaç kolların Her gelen bir söz deyer

Gözyaşımı sildi yar Seni mennen savıdı

Bağlantı Bağlantı[162]



SEN BİR YANA BİR YANA

Kaşları çohtu senu Kaşları karasına

Kiprıgu ohtı senu Hal bitip arasına

Men seni çoh severem Bir kutu melhem eyle

Haberu yohtı senu Sür bağrım yarasına

Sen bir yana bir yana Bağlantı

Men bir yana bir yana

Çifte abalı dostım

Kah gidah seyrana



Kaşları yay menimçin Kara çadır haraldan

Kiprıgu say menimçin Benzu seçtim maraldan

Men öllem sene kurban Ne derdim var ne belam

Sen ölev vay menimçin Sensen benzim saraldan

Bağlantı Bağlantı[163]



E. KARAY TÜRKÜLERİ

Anavatanları Kırım yarımadası olan Karaylar, XIV. yüzyılın sonunda Litvanya büyük Prensi Vitold tarafından Litvanya’ya yerleştirilmişlerdir. Bugün Litvanya-polonya sinirlarinda yaşamaktadirlar. Her ne kadar Slavlarin etkisinde kalmişlarsa da dillerini ve törelerini korumasini bilmişlerdir. Musevi inanca sahiptirler. Nüfuslari 3.000 kadardir. Dilleri Kipçak-Kuman Türkçesine baglidir.

MUZHUL KELIN ÜZÜNTÜLÜ GELIN

Hayifsun tanri kelinimiz Merhamet göster tanri gelinimiz

Yubat ani sen beyimiz Yatiştir ona sen kralimiz



Nye astri sinih yiladir Ne kadar agir agliyor

Birligiya yalbaradir Tevhidine yalvariyor



Hörmyatli siyli biylyarim Hürmetli sayin baylarim

Eşitiyiz sarnavlarim Işidin kederlerim



Nye men özgyarak barindan Neden ben diger herkesten

Ayrilma süvyarlyardyan Ayri düşmekteyim sevgililerden



Yaşarmahimni sindirdiy Gelişmemi hep yiktin

Zaman ensya ma kayirdiy Talihi benden çevirdin

..................... ........................

Kim kotaralir işlyarni Kim yapabilir işleri

Tenrilik ken kenyaşlyarni Tanrinin nasihatleri



Erkindyan anin bolundu Kuvvetinden herşey peydahlandi

Şahislar mendyan tozuldu Düşünceler benden dagildi



Yaratmah vahttan dünyani Yaratma zamanindan dünyayi

Koydu bizgya kadagani Bize verdi yasayi



Birliktya bolup ayirilma Bu birlikten ayrilmak

Süvyaryardyan yirahlanma Sevgililerden uzaklaşmak

........................

Töravçülyarim kelgyandya Atalarim geldikçe

Dostlariba bir bolhanda Dostlarla birlikte



Kikillyarimni çeşkyandya Zülfümü çözmekte

Sizlav koydular içimdya Aci koydular içimde



Bar ol süvyar karindaşlarim Hep sevgili kardeşlerim

Çebyar menim yoldaşlarim Cana yakin yoldaşlarim



Kiyasa bezildim alarha Sanki onlari bezdirdim

Salinhanimda bu avha Ve bu aga atildim

..........................

Tohtanip kelin yaşindan Durdurup gelin yaşlari

Aytti tügyal üragindyan Pak yüreginden dedi



“Mahtavlar biygya aytayım Rabbıma övgü söyleyim

Yaratuvçuma sarnayım Yaradanı methedeyim



Kaçan bu anın erkindyan Hepsi onun emrinden

Tüvül adam sahışından Kimsenin değil fikrinden



Enkyatyam başım barına Başım eğilir hepsine

Cahtlavçular saruvuna İlk önce düşen buyruğuna



Biyançkya yaşım kayırılhey Yaşımı sevince değiştirsin

Başlıhtan sonhum ulpayhey Başlangıç ve sonumda olgunluk versin[164]



F. KAZAK TÜRKÜLERİ

Gelin kızın evden alındığı sıra söylenen türkülere Kazak ve Kırgızlar car car, Özbek, Tacik, türkmen ve Uygurlar da yar yar derler. Car car türküleri; acı, umut ve dilekleri ihtiva eden türkülerdir. Car car türküsüne önce damadın tarafı başlar. Mısralar “car car” diye bitirilir. Dörtlük sayısı 4-6 arasında değişen bu türkülerin 7-8 hecelidir. Az da olsa 10-11 heceli şekilleri de vardır.

Küvey (Damat) tarafı

Alp kelgen bazardan kara nasar Çarşıdan getirilmiş kara kumaş

Kara makpal savkele şaşıñ basar Kara kadife başlıklı saçını örter

Munda akem kaldı dep kam cemengiz Babam burada kaldı diye üzülme

Caksı bolsañ kayın atañ orın basar İyi olrsan kaynatan onun yerini alır



Kelin (Gelin) tarafı

Esik aldı karasu meydan bolsın Eşik önü karasu meydan olsun
Ak cüzimdi körgendey aynam bolsın Ak yüzümü gördüğüm gibi aynam olsun

Kayın atası bar deydi osı Kazak Kaynatası var der o Kazak

Aynalayın akemdey kaydan bolsın Kurban olayım babam gibi nasıl olsun



Küyev tarafı

Ak koyan kaşar cotalap Ak tavşan kaçar yokuş yukarı

Ak taylak öser botalap Ak deve çoğalır yavrulayarak

Nege munşa cılaysıñ Nice böyle ağlarsın

Artıñnan iniñ barar apalap Ardından kardeşin gelir görmeye abla diyerek



Kelin tarafı

Tekemettiñ şet bavın oya tursın Keçe, kilim kenar bağını işleyedursun

Toy basına tuv biye soya tursın Düğün başına kısraklar kesedursun

Men şeşeme aytayın akeme ayt dep Ben anneme söyleyeyim “Babama söyle” diye

Meni dese bıyılşa koya tursın Beni dinlerse bu yıl bekleye dursun[165]



G. KIBRIS TÜRKÜLERİ

Her ne kadar on bir heceli mısralardan oluşan bentlerle söylenmiş örnekler bulunsa da Kıbrıs Türkülerinin çoğunluğu manilerle vücuda getirilmişir. Lirik türkülere nazaran hareketli türküler daha fazladır.

HANAYLAR YAPDIRDIM

Hanaylar yaptırdım döşedemedim

Çifde kumruları eş edemedim

Zalım felek ile baş edemedim

Gonma bülbül gonma çeşme başına

Şu gençlikde neler geldi başıma



Hanaylar yapdırdım yüceden yüce

İçinde yatmadım üç gün üç gece

Gurbanlar keseyim döndüğün gece

Gonma bülbül gonma çeşme başına

Şu gençlikde neler geldi başıma[166]



ASKER TÜRKÜSÜ

Askerliğe kandılar A benim pembe şalım

İyi birşey sandılar Yanalım tutuşalım

Dünyalarına doymadan Aramız derya deniz

Ateşlere yandılar Biz nasıl kavuşalım



Vapur düdük çalıyor Teyyareler vızılar

Askerleri alıyor Hep yürekler sızılar

Analarla babalar Yazık oldu gençlere

Hüngür hüngür ağlıyor Hep gitti ana kuzular[167]



DOLAMA DOLAMAYı

Dolama dolamayı İki cihan oyunda

Getirin bağlamayı Elma tüter koynunda

Kimden alıştın yavrum Ne güzel oyun oynar

Bu göbek sallamayı Çingene var soyunda

Aman aman elinden Bağlantı

Sarsam ince belinden

Öpsem dudu dilinden



GÜZEL SENİ ÇOK ÖZLEDİM

Bir mendil aldım dereden Bahar çiçek açar dalda

Yolum geçmez yar oradan Ömür geçer hep bu yolda

Bin bir derdim var yaradan Benim gönlüm değil malda

Güzel seni çok özledim Bağlantı [168]

Üç ay oldu yol gözledim

Hakikattir bu sözlerim



MAGOSA LİMANI

Magosa limanı limandır liman İskeleden çıktım yan basa basa

Beni öldürende yoktur din iman Magusa’ya vardım kan kusa kusa



Uyan Ali’m uyan uyanmaz oldu Magusa limanından aldılar beni

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldu Üç mil uzağına attılar beni[169]



H. KUMUK TÜRKÜLERİ

Kumuklar, türkü yerine yır sözünü kullanırlar.Toy (düğün) larda kız ve erkeklerin karşılıklı olarak sarın denilen türküler okurlar. Sarınlar daha ziyade manilerden oluşan dörtlük şeklinde türkülerdir.

YIRLAR

Yaruk yılduz karşu toğar aylağa Yağasına yarlı yamav saldırgan

Yazılanlar yahşi turar baylağ Yağasından bir gızbay aldırgan

O yarlılık seni üyün yıhılsın Şunu da bir yannızlıktan bilemem

O yannızlık seni belin büğülsün Şunu da bir yannızlıktan göremem



Yağalağa yalnız terek ornalğan Avnağanın seni sarı saz mıdı

Tamurları tavnu taşnı tarağan Yanındagı yoldaşların az mıdı

Tibine bir sema asker gonağan Avnağanın seni gara gum mudu

Yaprakları aşin yaprak bolağan Yanındagı yoldaşların gul mudu[170]



(yarlılık : yoksulluk, yarlı : yoksul, saldırgan : koydurmuş, ornalğan : bitmiş, görünmüş, tamur : damar, avnağanın : yuvarlandığın, saz mıdı : toprak mıydı)

SARINLAR

Süydüm tayak süy tayak Sevdim değnek sev değnek

Süyyenime tiy tayak Sevdiğime değ değnek

Süyyenime tiymessen Sevdiğime değmezsen

Otga tüşüp güy tayak Ateşe düşüp yan değnek



Alma berip haptırdın Elma verip ısırttın

Kökrek avruv gaptırdın Yürek ağrısı kaptırdın

Alaman dep yandırdın Alacağım deyip yandırdın

Almayman dep gandırdın Almayacağım deyip kandırdın



Uvak uvak bolalar Ufak ufak olalar

Maçiğime tolalar Ayakkabıma dolalar

Kirli papaklı ulanlar Kirli papaklı oğlanlar

Niye ökdem bolalar Niye kabadayı olalar



Ökdem niye bolasız Kabadayı niye olasınız

Sizden gayrı yok gimik Sizden başka yok gibi

Ökdemlik size yakışmaz Kabadayılık size yakışmaz

Samurada pok gimik El arabasında b.. gibi[171]



I. NOGAY TÜRKÜLERİ

Nogaylar Kıpçak grubuna dahildir. Dağıstan’da, Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinde Stavropol Krayı’nda ve Romanya’da yaşamaktadirlar. Bugünkü nüfuslari 76.000 kadardir. Yazili edebiyatlari olmamakla birlikte zengin sözlü edebiyatlari ve destan kültürleri vardir.[172]

YAS KELINDIN ZARI GENÇ GELININ ZARI

Atam saga ne bolgan Baba sana ne olmuş

Mennen yavap soramay Benden cevap sormaksizin

Tüzlikti süygen kişige Dogrulugu seven insana

Izinsiz eş yaramay Izinsiz hiç iyi degil



Atam maga ne ettiñ sen Baba bana ne yaptın

Malday sattın zor ettiñ Mal gibi sattın zorladın

Gül şeşektiy balañdı Gül çiçeği gibi yavrunu

Azat basın kor ettiñ Bayımsız başını hakaret ettin



On bes tuvar min manet On beş hayvan bir paraya

Meni satıp bergen soñ Neni satarak verdikten sonra

Men esiñde bolmadım Ben aklında olmadım

Kızıl kabıñ tolgan son Kırmızı kabını doldurduktan sonra



Men şe adem balası Ben de adam yavrusuyum

Ayvan tuwıl satarga Hayvan değilim ki satılayım

Namısıñ kalay şıdadı Namusum nasıl dayandı

Balañnı satıp aşarga Yavrunu satarak yemeğe[173]



COL BOYINA

Col bayına güller ektim Yol boyuna güller ektim

Onı da erkez koklaycak Onu da herkes koklayacak

Erkezge kerek curtnıñ güli Herkese gerek yurdundan gülü

Onı da erkez suwlaycak Onu da herkes sulayacak

Ay pişken malina hop Ay pişmiş malina hop

Bizge de kerek hep birlik Bize de gerek hep birlik



Aşacaktır aşacaktır Açacaktır açacaktır

Menim de ekken güllerim Benim de ektiğim güllerim

Güller aştı şimdi keldi Güller açtı şimdi geldi

Menim de raat künlerim Benim de rahat günlerim

Bağlantı Bağlantı



Ep karayık soldurmayık Hep bakarız soldurmadan

Curtımıznıñ güllerin Yurdumuzun güllerini

Unıtmayık hatırlayık Unutmayız hatırlarız

Geşken kara künlerin Geçen kara günleri

Bağlantı Bağlantı[174]



İ. ÖZBEK TÜRKÜLERİ

Özbeklerde gelin kızın baba evinden alınıp, damadın evine götürülmesi sırasında, kadınların koro halinde tefler eşliğinde söyledikleri türkülere yar yar veya car car denir. Bu türkülerle, gelinin ana-babası ve gelin yüceltilir, geline öğütler verilir, iyi dileklerde bulunulur, kederler dile getirilir. Kazak türkülerinde olduğu gibi mısra sonlarında “yar yar” denilir. I. ve III. mısralar 7, II. ve IV. mısralar 4 hecelidir. Kafiye düzenleri ; abcb şeklindedir. On bir heceli şiirler ise, beyitler halindedir ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Bunların sonunda da “yar yar” sözü söylenir.

Torda turgan gilamniñ Yukarıda duran halının

Bir gülidiñ yar yar Bir gülü idin yar yar

Atañ bilen anañniñ Atan ile annenin

Bülbülidnn yar yar Bülbülü idin yar yar



Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama

Toy seniki yar yar Düğün seninki yar yar

Bedevletli bek yigit Sınırsız zengin bey yiğit

Yar seniki yar yar Yar seninki yar yar



Asmandegi yulduznı Gökyüzündeki yıldızı

Atañ atgan yar yar Atan atmış yar yar

Öz kızını tanımay Öz kızını tanımayarak

Atañ satgan yar yar Atan satmış yar yar



Kazandagi katlama Kazandaki katlama

Katlanadı yar yar Katlanır yar yar

Kıznı alıb yengesi Kızı alarak yengesi

Atlanadı yar yar Hazırlanır yar yar



Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama

Yoliñ bolsın yar yar Yolun açık olsun yar yar

Kolsa alıb süygüdey Kola açıp sevgi gibi

Oğliñ bolsın yar yar Oğlun olsun yar yar



Tahta köpır üstıden Tahta köprü üstünden

Tay baradı yar yar Tay varır yar yar

Dervazanı keñ açıñ Kapıyı geniş açın

Ay baradı yar yar Ay varır yar yar[175]



DERYA TALKIN SUVLAR TAŞKIN

Derya tolkın suvlar taşkın otalmayman Derya dalgalı sular taşkın geçemem

Atım arık menzilimge yetalmayman Atım zayıf menzilime ulaşamam



Atginamni arık kılgen şu meyda taş Atımı zayıf yapan şu küçük taş

Renginamni sarık kılgen ul kalem kaş Rengimi sarı yapan o kalem kaş



Havlımızniñ arkasıda hayinçekke Avlumuzun arkasında salıncağa

Çekke köylek yaraşadı kelinçekka İnci gömlek yaraşır geline



Çekke köylek yengige tut kakaylik İnce gömlek yenine dut silkeleyelim

Küyav töre bağrıga ot yakaylik Güvey beyin bağrına ateş yakalım



Hay hay ölen can ölen gül kesganim Hay hayölen can ölen gül kestiğim

Bir havlıda kuvalaşib teñ ösganim Bir avluda kovalaşarak beraber büyüdüğüm



Hay hay ölen can ölen gül kayde bar Hay hay ölen can ölen gül nerede var

Bir yahşıga bir yaman her kayde bar Bir iyiye bir yaman her yerde var



Deryalarniñ ul yüzıde üylariñiz Deryalerin o yüzünde evleriniz

Akarışıb körinadi boylarinniz Belirli belirsiz görünür boylarınız



İpmidi ipek midi kiyganiñiz İp midir ipek midir giydiğiniz

Bizdenam artık mıdı süyganiñiz Bizdende mi fazladır sevdiğiniz[176]

(ölen : düğünlerde söylenen türkü)



J. TATAR TÜRKÜLERİ

Macar alimi Ignacz Kunoş’un 1915’te Estergon Kampında esir olan Tatarlardan derlediği mani, cır ve ninni gibi anonim ürünler, Zsuzsa Kakuk tarafından Kırım Tatar Şarkıları adıyla yayımlanmıştır.Bu kitapta 136 türkü bulunmaktadır. Dobruca Tatarlarının anonim ürünleriyle ilgili olarak yapılmış son çalışma ise, Prof. Dr. Enver Mahmut ve Dr. Nedret Mahmut’a aittir.[177] Biz burada iki örnek vermekle yetiniyoruz.

(Elif) dedim (be) dedim Elif dedim be dedim

Kadam saña ne dedim Yarim sana ne dedim

Akan su merekeb olsa Akan su mürekkep olsa

Yazılmaz benim derdim Yazılmaz benim derdim



Elifim nuktalanğan Elifim noktalandı

Az derdim çohçalanğan Az derdim çokçalandı

Yetiş anam yetiş babam Yetiş anam yetiş babam

Kaberim tahtalanğan Kabrim tahtalandı[178]



ÖKSEK MİNAREDEN

Öksek minareden attım ben bir daş Öksek minareden attım kendimi

Ne anem bar ne babam bar ne hardaş Çoh aradım bulamadım dengimi

Bu yar baña hem arhadaş em yuldaş Hırmızı güllerden alğan rengini



Çubuğım yok yul yanına uzatam Temirciler temir düger tuç olor

Tahatım yok yar yulına küz atam Süyip sayıp ayrılması küç olor

A hız seni ben kimlere uşatam Almam desem o da maña iş bolor[179]



ŞAL AT ĞEKTİM

Şal at ğektim şanaga Beyaz at koştum kızağa

Gibere berdim yaylaga Salıverdim yaylağa

Menden kop kop selâm ayt Benden çok çok selâm söyle

Al yanakli Leyla’ga Al yanaklı Leyla’ya

Yar yar yar aman Yar yar yar aman

Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman



Uş karamfil asladîm Üç karanfil aşıladım

Ayva suwina taşladim Ayva suyuna bıraktım

Ğandan sûvgen varimnî Candan sevdiğim yarimi

Ellerge bağişladîm Ellere bağışladım

Yar yar yar aman Yar yar yar aman

Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman[180]



MEN ANAMIN BİR KIZI EDİM

Men anamin bir kîzî edim Ben annemin bir kızı idim

Konğa gül edim Gonca gül idim

Aşîlmagan konğa gül edim Açılmamışgonca gül idim

Sarardım soldîm Sarardım soldum



At aylanmaz azbarîmdan At dönemez avlumuzdan

Araba aylandi Araba dolandı

Ğanim suymegen yerlerge Canım sevmedik yerlere

Başîm baylandi Başım bağlandı



Men bu keşe bir tiş kordim Ben bu gece bir rüya gördüm

Uy tobem oyıldi Ev üstü oyuldu

Annemden bir yar suydim Annemden bile saklı yar sevdim

Alemge tuyuldi Âleme duyuldu



Toy aldînden taş yükledim Köy önünden taş yükledim

Arabam tolmadî Arabam dolmadı

Öz köyimden bir yar suydim Kendi köyümden bir yar sevdim

Menim de bolmadi Benim olmadı[181]



CAWIN CIRI

Caw caw cawınım Cawın cawsın tarlaga

Balaban bolsın kawınım Darı biyday arpaga

Sölde egin on bolsın Körinmesin boyından

Köyde ambarlar tolsın Babam orak şalganda



Cawın cawsın koraga Köy aldında konakay

Cemiş şeşek soganga Boyı bolsın kamıştay

Eki kartop bir minsin Onı körip kuwansın

Böleşkende okkaga Tawık pepiş hem torgay[182]



K. UYGUR TÜRKÜLERİ

Folklor bakımından oldukça zengin olan Uygur Türklerinde türkü ve koşma söyleme alışkanlığı hâlâ canlı olarak yaşatılmaktadır. Söylenen parçalar şekil, ezgi ve konularına göre çeşitli adlarla adlandırılırlar. Teyipcan Eliyop bunları şu şekilde sıralar: Alley (ninni) koşmaları, çocuk oyunlarının koşmaları, düğün ve meşrep koşmaları, noruz koşmaları, karlık beyitleri, moçel koşmaları, ağıtlar, emekçilerin türküleri, tarih ve tarihe mal olan kişilere ait koşmalar, aşk ve muhabbet türküleri, insani faziletleri dile getiren koşmalar, gurbet türküleri vs.[183]

Uygur Otonom bölgesinde, Merkit nahiyesinde yaşamakta olan Dolanlar eğlenceye düşkün bir boydur. Çeşitli vesilelerle sık sık bir araya gelerek kadınlı-erkekli eğlenirler.Buna Dolan Meşrebi denilir. Oyun ve cezaların da bulunduğu bu eğlencelerin en önemli kısmını musiki oluşturur.

Meşreb sırasında Dolanlara mahsus olan Dolan Mukamı vardır. Dolan Mukamı; Zilbayavan, Uzhal, Rak, Muşaverek, Bombayavan, Cula, Simbayavan, Dogamet ve Hurekbayavan olmak üzere dokuz çeşit adlandırılır. Her mukam başlangıcı müteakıben, Çikitme, Senem, Selika (Senkas) ve Sırılma gibi bölümlere ayrılır.

Mukamlarda söylenen koşaklarır durakları şu şekildedir:

4+3= 7, 4+4= 8, 5+5= 10, 8+5= 13.

Dolan Mukamı özel çalgılarla icra edilir. Bunlar; Dolanravabı, Dolankılgeceyi ve teftir.

Dolan Meşrebi sırasında okunan koşaklardan bazıları şunlardır:

Şu görünün karabağ Şu görünen karabağ

Meniñ yarimniñ bağıdır Benim yarimin bağıdır

Dıpıniñ üni kiledur Tefinin sesi geliyor

Didar körüşmek kaydıdur Görüşmemiz ne zaman



Ay bilen kün dost iken Ay ile güneş dost imiş

Çolpanga hemra yok iken Çoban yıldızına eş yok imiş

Ahunumden sorısam Hocadan sorduğumda

Aşıkka nika yok iken Aşığa nikâh yok imiş



Karçugam kökülde kaldı Şahinim kakülde kaldı

Men yınıp keldim bu yan Ben bu tarafa geldim

Men yınıp kelgen bilen Ben bu tarafa gelsem de

Könglimiz kökül sayan Gönlümüz kaküldedir



Men bu yerni çöl disem Ben bu yeri çöl sanmıştım

Çölemes gülzar iken Çöl değil gülzar imiş

Togrıkı almıga ohşaş Meşeleri elma ağacı gibi

Yulgunleri mazar iken Yılgınları mezar imiş



Köyimen a köyimen Yanıyorum a yanıyorum

Karşı karaga köyimen Kara kaşlıya yanıyorum

Közlerini oynutup Gözlerini oynatıp

Cannı alaga köyimen Canı alana yanıyorum



Seherde sayragan bülbül Sabahleyin öten bülbül

Endi sayramas boldı Şimdi ötmez oldu

Aval karıgan yarlar Önce bakan yarlar

Endi karımas oldı Şimdi bakmaz oldu



Kaga cigdeñni yimeymen Karga iğdesi yemeyeceğim

Tişim ağrıdu meniñ Dişim ağrır benim

Meşugum yadımga yetse Sevgilimi düşünsem

İçim ağrıdu meniñ İçim yanıyor benim



Koyunuz barma hınım Koyununuz var mı hanım

Koyga koşup koy bakkılı Koyunla birleştirip gütmem için

Meyliniz bar mu hınım Bana meyleder misiniz hanım

Kökrekke töşni yakkılı Göğsünüzde döşümü yaklaştırayım



Çokanmu tigey deydu Genç kızlar da evleneyim diyor

Cuvanmı haber saldı Yetişkinleri de haber yolladı

Anısı yaman kırı Anası kötü ihtiyar

Şahıda çapan saldı İpekli elbise istiyor



Vah yaylıduk yaylıduk Vah yaylaya çıktık yaylaya çıktık

Aksu Kuçar’da yaylıduk Aksu, Kuçar’da yaylaya çıktık

Yumulak dönge çıkıp Yuvarlak tepeye çıkıp

Yayrım kıni dep yığlıduk Yarim nerede diye ağladık[184]



KARŞILIKLI KOŞAKLAR

Erkek

Dilberim ay yüzüñe Dilberim ay yüzüne

Zeytüne dek halıñ bolay Zeytin renginde benin olayım

Kiçe yanıñda yıtıp Gece yanında yatıp

Kündüz hırıdarınn bolay Gündüzün müşterin olayım



Kız

Atlanıp sehraga çıksañ Ata binip köye gidersen

Kamçı destiñ men bolay Kamçına sap ben olayım

Bar elniñ közi sende Bütün elin gözü sende

Til tumarıñ men bolay Nazarlığın ben olayım



Erkek

Taluçi talga tigemdu Dalın ucu dala değer mi

Taluçi taldın yırak Dalın ucu daldan uzak

Meylimiz sizge tüşüptü Gönlümü size kaptırdım

Öyimiz andın yırak Evimiz ondan da uzak



Kız

Öy yırakı bolsa bolsun Evimiz uzak olursa olsun

Köngül yırakı bolmısun Gönlümüz uzak olmasın

İkkimiz aşna bolaylı İkimiz dost olalım

Öydikiler tuymısun Evdekiler duymasın[185]



KIRBİR YALGAN KOŞMASI KIRK BİR YALAN KOŞMASI

Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz

Men bir batur idim Ben bir batur idim

Tağda keyik atur idim Dağda geyik avlardım

Malhıyımnı kırga koyup Kalpağımı kırda bırakıp

Kırk kızlar koğlar idim Kırk kızı kovalardım

Ünmigen çığ tüvide Bitmemiş ot dibinde

Törelmigen toşkannı Olmayan tavşanı

Pütmigen çomak bilen birni salsam Yapılmamış çomakla bir vursam

Kolımıgan orıga çüştü Kazılmamış çukura düştü

Alte adamge basturdum Altı kişiye bastırtarak

Yette adamge soydurdum Yedi kişiye kestirdim

Alte patman goşı çıktı Altı batman eti çıktı

Yette patman çavısı Yedi batman iç yağı

Kıştın beri yevatimiz Kıştan beri yiyoruz

Hılımu bar teng yamısı Hâlâ tam yarısı var

İşenmiseñla karap bıkıñla İnanmazsanız görün bakın

Kozukta turıdı kallısı Kazıkta duruyor kellesi

Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz

Meniñbaturlıkımnı şundan biliñla Benim baturluğumu şunlardan biliniz

Yını yok koñgazni Bir tarafı olmayan böceği

Yarga tartmay minettim Kıra çekmeden biniyordum

Yırım çiñ kepekni Yarım kilo kepeği

Kişige yöletmey artattım Yardım istemeden yüklerdim

Keslençükke ok-yar atsam Kertenkeleyi oklasam

Çala tigit kaçtı Tam isabet etmeden kaçtı

Koñgazga minip koğlısam Böceğe binip kovalasam

Beş davan aştı Beş geçit aştı[186]



L. YUGOSLAVYA’DA TÜRKÜLER

Kosova’da söylenen türküler başta ninniler olmak üzere agirlikli olarak aşk, gurbet, hapishane, agit, taşlama, güldürü ve tarih konulari işlenmiştir.

DEGIRMENIN DÜNER TAŞI

Degirmenin düner da taşi Degirmende ben cezerim

Durmaz akar cüzümün yaşi Ah ben o yarin derdindeyim

Duy aman aman Bağlantı

Bey aman aman hey



Degirmenden fenar da aldim Degirmenden buz celiyor

Ah ben o yara neler da aldim Ben benzettim kiz celiyor

Bağlantı Bağlantı



UZUN KAVAK SELVI YAPRAK

Uzun kavak selvi yaprak dalinda kurusun

Dalindan düşen yaprak suda çürüsün

Evvel benim idin ya şimdi çiminsin

Cel benim ela cüzlüm aglatma beni

Yüregimde sevdan çok aglatma beni



Evlerimiz üni susam deresi

Kizi çüvermeyor o domos anasi

Kiz buraya celmeden yoktor çaresi

Bağlantı



Evlerimiz üni çevpçevre harman

Aç beyaz cüksüni okiyayim ferman

Bulunur mi sizde dertlere derman

Bağlantı



DRAMA ÇÜPRÜSI

Drama çüprüsüni (more Hasan) cece mi ceçtin (more Hasan)

Ecel şerbetini (more Hasan) ülmeden içtin

Anandan babandan (more Hasan) nasil vaz geçtin (more Hasan)

At martini more Debreli Hasan daglar inlesin

Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin



Drama çüprüsi (more Hasan) dardir çeçilmes (more Hasan)

Souktur sulari (more Hasan) bi tas içilmes

Anadan çeçilir (more Hasan) yardan çeçilmes (more Hasan)

At martini more Debreli Hasan daglar inlesin

Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin[187]



* * *
kaynak
http://www.turkuler.com
Sayfalar: 1 2
Referans Adresler