08-01-2010, 11:18
I. TÜRKÜ KAVRAMI
Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen "Türkü" nün "Türkî" sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, "Türk" kelimesine Arapça "î" ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. "Türk'e has" anlamına gelen bu söz halk ağzında "Türkü" şekline dönüşmüştür.
Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1
Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan'da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu'daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede'ye aittir.
Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır:
Cahit Öztelli: "Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir...Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır."3
Nihat Sami Banarlı: "Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir." 4
Muzaffer Uyguner: "Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir."5
Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : "Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri".6
TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI
Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.
Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.
Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7
Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah'a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir.
O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.
II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur.
Çarşamba dedikleri
Şekerdir yedikleri
Hiç aklımdan gitmiyor
O yarin dedikleri
Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni
Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu
Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazdı
Bu kara yazıları
Ben Samsun'a gidemiyom kâr olmayınca
Samsun bana haram olsun yar olmayınca
Çarşamba'nın ortasından akıyor ırmak
Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8
Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir.
Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Gülüm aman aman
Sebep aman aman
Efendim aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere
Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür
Bağlantı 9
Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır.
Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz.
Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük.
A. Beş heceli türküler
ELİNDE ŞİŞE
Elinde (de)şişe Elinde (de) deri
Kırıla (da ) düşe Yerleri (de) sürü
Sevdiğim Ayşa Sevdiğim Hürü
Gel beri beri Gel beri beri
Elinde (de) basma
Duvara (da) asma
Sevdiğim Esma
Gel beri beri 10
GİYDİĞİM ALDIR
Giydiğim aldır Giydiğim mordur
Al dudak baldır Kolları dardır
Ne güzel haldır Keyfimiz vardır
Akşam olanda Bağlantı
Akşam olanda
Bade dolanda
Giydiğim sarı Giydiğim atlas
Sen kimin yari İğneler batmaz
Ağlatma bari Yar bensiz yatmaz
EKTİĞİM YONCA
Ektiğim yonca Ektiğim darı
Biçtiğim yonca Biçtiğim darı
Sevdiğim gonca Sevdiğim sarı
Oy lele lele Bağlantı
Elin elime
Kolun boynuma Ektiğim arpa
Yar havalanmış Biçtiğim arpa
Gelmez yanıma Sevdiğim körpe
B. Yedi heceli türküler
Bu türküler genellikle manilerle tertiplenmiş türkülerdir.
ELİ ELEKLİ GELİN
Eli elekli gelin Entarisi toz pembe
Basma yelekli gelin palazım Yadigârın var bende palazım
Selâm verdim almadı Hiç sözünde durmazsın
Katı yürekli gelin güzelim İnsaf yok mu hiç sende
Tepside üzüme bak
Biraz da gözüme bak palazım
Eller ne derse desin
Sen benim sözüme bak güzelim 13
Mısra sonlarına aman, vay, yandım, hey, kardaş, emmim kızı, hoppala vs. gibi sözler getirilmekle beraber mısraların başına hatta içlerinde de bu tip sözlere yer verilir. Aşağıda her iki şekle ait iki örnek kaydediyoruz.
CAN MARAL CAN
Can maral can Evleri yakın yarim
Vay le le le Çık sallan bakım yarim
Can maral can Uzun boyun(a) göz değer
Vay le le le Hamayıl takın yarim
Can maral can Gidene bak gidene
Vay le le le Boyu benzer fidana
Can maral can Fidanda bir gül bitmiş
Vay le le le Koklatmaz her gelene 14
BİR AY DOĞAR PASİNDEN
Bir ay doğar Pasin'den emmimin kızı / hopbala kızı
Ay bulut arasından ben n'edem oy
Öyle bir yar sevmişem emmimin kızı / hopbala kızı
Katmer gülün hasından ben n'edem oy
Bir ay doğar kenarsız emmimin kızı / hopbala kızı
Yar vefasız ber arsız ben n'edem oy
Böylece ah çekerim emmimin kızı / hopbala kızı
Halin kime yanarsız ben n'edem oy 15
C. Sekiz heceli türküler
BÜLBÜLÜN KANADI SARI
Bülbülün kanadı sarı
Ben ağlarım zarı zarı
Elimden aldılar yari
Garip bülbül ötme bülbül
Benim derdim bana yeter
Bir dahi sen katma bülbül
Bülbülün kanadı beyaz Bülbülün kanadı buhur
Gece bulut gündüz ayaz Gece yazar gündüz ohur
Al kalemi derdimi yaz Yolcu isen ola uğur
Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen "Türkü" nün "Türkî" sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, "Türk" kelimesine Arapça "î" ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. "Türk'e has" anlamına gelen bu söz halk ağzında "Türkü" şekline dönüşmüştür.
Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1
Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan'da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu'daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede'ye aittir.
Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır:
Cahit Öztelli: "Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir...Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır."3
Nihat Sami Banarlı: "Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir." 4
Muzaffer Uyguner: "Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir."5
Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : "Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri".6
TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI
Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.
Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.
Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7
Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah'a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir.
O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.
II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur.
Çarşamba dedikleri
Şekerdir yedikleri
Hiç aklımdan gitmiyor
O yarin dedikleri
Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni
Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu
Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazdı
Bu kara yazıları
Ben Samsun'a gidemiyom kâr olmayınca
Samsun bana haram olsun yar olmayınca
Çarşamba'nın ortasından akıyor ırmak
Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8
Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir.
Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Gülüm aman aman
Sebep aman aman
Efendim aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere
Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür
Bağlantı 9
Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır.
Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz.
Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük.
A. Beş heceli türküler
ELİNDE ŞİŞE
Elinde (de)şişe Elinde (de) deri
Kırıla (da ) düşe Yerleri (de) sürü
Sevdiğim Ayşa Sevdiğim Hürü
Gel beri beri Gel beri beri
Elinde (de) basma
Duvara (da) asma
Sevdiğim Esma
Gel beri beri 10
GİYDİĞİM ALDIR
Giydiğim aldır Giydiğim mordur
Al dudak baldır Kolları dardır
Ne güzel haldır Keyfimiz vardır
Akşam olanda Bağlantı
Akşam olanda
Bade dolanda
Giydiğim sarı Giydiğim atlas
Sen kimin yari İğneler batmaz
Ağlatma bari Yar bensiz yatmaz
EKTİĞİM YONCA
Ektiğim yonca Ektiğim darı
Biçtiğim yonca Biçtiğim darı
Sevdiğim gonca Sevdiğim sarı
Oy lele lele Bağlantı
Elin elime
Kolun boynuma Ektiğim arpa
Yar havalanmış Biçtiğim arpa
Gelmez yanıma Sevdiğim körpe
B. Yedi heceli türküler
Bu türküler genellikle manilerle tertiplenmiş türkülerdir.
ELİ ELEKLİ GELİN
Eli elekli gelin Entarisi toz pembe
Basma yelekli gelin palazım Yadigârın var bende palazım
Selâm verdim almadı Hiç sözünde durmazsın
Katı yürekli gelin güzelim İnsaf yok mu hiç sende
Tepside üzüme bak
Biraz da gözüme bak palazım
Eller ne derse desin
Sen benim sözüme bak güzelim 13
Mısra sonlarına aman, vay, yandım, hey, kardaş, emmim kızı, hoppala vs. gibi sözler getirilmekle beraber mısraların başına hatta içlerinde de bu tip sözlere yer verilir. Aşağıda her iki şekle ait iki örnek kaydediyoruz.
CAN MARAL CAN
Can maral can Evleri yakın yarim
Vay le le le Çık sallan bakım yarim
Can maral can Uzun boyun(a) göz değer
Vay le le le Hamayıl takın yarim
Can maral can Gidene bak gidene
Vay le le le Boyu benzer fidana
Can maral can Fidanda bir gül bitmiş
Vay le le le Koklatmaz her gelene 14
BİR AY DOĞAR PASİNDEN
Bir ay doğar Pasin'den emmimin kızı / hopbala kızı
Ay bulut arasından ben n'edem oy
Öyle bir yar sevmişem emmimin kızı / hopbala kızı
Katmer gülün hasından ben n'edem oy
Bir ay doğar kenarsız emmimin kızı / hopbala kızı
Yar vefasız ber arsız ben n'edem oy
Böylece ah çekerim emmimin kızı / hopbala kızı
Halin kime yanarsız ben n'edem oy 15
C. Sekiz heceli türküler
BÜLBÜLÜN KANADI SARI
Bülbülün kanadı sarı
Ben ağlarım zarı zarı
Elimden aldılar yari
Garip bülbül ötme bülbül
Benim derdim bana yeter
Bir dahi sen katma bülbül
Bülbülün kanadı beyaz Bülbülün kanadı buhur
Gece bulut gündüz ayaz Gece yazar gündüz ohur
Al kalemi derdimi yaz Yolcu isen ola uğur