09-01-2010, 10:24
Türk Sefarad Müziği serüveni 1492 yılında başlar. İspanyol Engizisyonundan kaçan ve bazı tarihçilerin tahminine göre sayıları 200 000 kadar olan Yahudiler son durakları olan Osmanlı İmparatorluğu’nda Sultan Bayazıd II tarafından büyük bir memnuniyetle kabul edilirler. Yükselme Devrini yaşayan Osmanlı İmparatorluğunun her tarafına dağılıp yerleşen Yahudiler kendilerine İbranice “İspanya” anlamına gelen “Sefarad” Yahudileri adını verirler. O tarihten günümüze kadar süre gelen gelenek ve görenekler de kendince bir yol çizerek zaman içerisinde “Türk-Sefarad” olarak bir karakter oluştururlar.
Sefarad Yahudileri beraberlerinde kendi gelenek ve görenekleri dışında bir dil ve müzik kültürü de getirmişlerdi. Temelde 15.ci yy İspanyolcası olan dilleri geçen yüzyıllar içinde etrafındaki dillerden de etkilenerek kendine özgü özellikleri ile günümüze “Judeo-Espanyol”, yani Yahudi İspanyolcası olarak gelebilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki genel hoşgörü havası içinde kendi etnik kimliklerinden vazgeçmeye zorlanmayan Yahudiler 15.ci yy İspanyolcasını bugüne taşı****** dilbilimcilerin rüyasını teşkil eden canlı bir müze oluşturmuşlardır. Bugün Judeo-Espanyol yüzyıllar süren işlevini kaybederek yavaş yavaş yok olmaktadır.
15ci yüzyıl İspanya’sında “Romansa” adı verilen bir müzik kültürü hakimdi. Soylu sınıfının savaş ve kahramanlık öykülerini anlatan romansa’lar daha sonra daha geniş halk kitleleri tarafından benimsenip herhangi bir öykünün anlatıldığı şarkılara dönüşmüşlerdir. Sefarad Yahudilerinin de Osmanlı İmparatorluğu’na getirdikleri müzik türü de işte bu tip şarkılardan oluşmaktaydı. Yüzyıllar içinde başta Türk Sanat Müziği olmak üzere çevrelerindeki müzik kültüründen de etkilenen Sefarad şarkıları, aşk, meşk, dedikodu, günlük yaşam ve her türlü insan ilişkileri ve duyguları içeren temalarla kendine özgü bir müzik türü haline gelmiştir. Halk müziği tarzındaki bu şarkılarda kullanılan dil her zaman Judeo-Espanyol olmuştur. Bu şarkılar arasında özgün ama kimin tarafından bestelendiği hiç bir zaman bilinemeyen anonim besteler ve popüler melodiler üzerine Judeo-Espanyol sözler yazılmış şarkılar bulunmaktadır. Anadan kıza geçerek günümüze kadar gelmeyi başaran binlerce şarkı arasında aynı besteye değişik güfteler veya aynı güfteye değişik besteler de bulunmaktadır.
Türk Sefarad Müziğinin bir diğer öğesini de dini müzikler oluşturmaktadır. Yüzyıllardır Türkiye’deki sinagoglarda Türk Sanat Müziği makamları ile icra edilen ilahilerde kullanılan dil Yahudilerin din dili olan İbranicedir. Yine yüzyıllardır sinagoglarda okunan ilahiler kulaktan kulağa bir sonraki kuşağa geçmekte olup 2002 yılına kadar kayıt altına alınmamışlardı.
1980’den beri yurdumuza gelen çoğu Batılı müzikolog ve etnomüzikologların başlıca ilgi alanı Judeo-Espanyol dilindeki halk şarkıları olmuştur. Ancak bu bilim adamları Türk Sanat Müziği tarzında bestelenmiş olan şarkıların çoğunu notasyon sitemine yabancı oldukları için kayıt altına alamamışlardır. Halbuki Batılı bilimadamlarının toplayıp arşivledikleri yüzlerce şarkı dışında Türk Sanat Müziği etkisi altında bestelenmiş yüzlerce şarkı daha vardır. İşte bu kültür mirasının korunması safhasında devreye Los Paşaros Sefaradis (http://www.sephardic-music.com)grubu girmiştir.
Sefarad Yahudileri beraberlerinde kendi gelenek ve görenekleri dışında bir dil ve müzik kültürü de getirmişlerdi. Temelde 15.ci yy İspanyolcası olan dilleri geçen yüzyıllar içinde etrafındaki dillerden de etkilenerek kendine özgü özellikleri ile günümüze “Judeo-Espanyol”, yani Yahudi İspanyolcası olarak gelebilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki genel hoşgörü havası içinde kendi etnik kimliklerinden vazgeçmeye zorlanmayan Yahudiler 15.ci yy İspanyolcasını bugüne taşı****** dilbilimcilerin rüyasını teşkil eden canlı bir müze oluşturmuşlardır. Bugün Judeo-Espanyol yüzyıllar süren işlevini kaybederek yavaş yavaş yok olmaktadır.
15ci yüzyıl İspanya’sında “Romansa” adı verilen bir müzik kültürü hakimdi. Soylu sınıfının savaş ve kahramanlık öykülerini anlatan romansa’lar daha sonra daha geniş halk kitleleri tarafından benimsenip herhangi bir öykünün anlatıldığı şarkılara dönüşmüşlerdir. Sefarad Yahudilerinin de Osmanlı İmparatorluğu’na getirdikleri müzik türü de işte bu tip şarkılardan oluşmaktaydı. Yüzyıllar içinde başta Türk Sanat Müziği olmak üzere çevrelerindeki müzik kültüründen de etkilenen Sefarad şarkıları, aşk, meşk, dedikodu, günlük yaşam ve her türlü insan ilişkileri ve duyguları içeren temalarla kendine özgü bir müzik türü haline gelmiştir. Halk müziği tarzındaki bu şarkılarda kullanılan dil her zaman Judeo-Espanyol olmuştur. Bu şarkılar arasında özgün ama kimin tarafından bestelendiği hiç bir zaman bilinemeyen anonim besteler ve popüler melodiler üzerine Judeo-Espanyol sözler yazılmış şarkılar bulunmaktadır. Anadan kıza geçerek günümüze kadar gelmeyi başaran binlerce şarkı arasında aynı besteye değişik güfteler veya aynı güfteye değişik besteler de bulunmaktadır.
Türk Sefarad Müziğinin bir diğer öğesini de dini müzikler oluşturmaktadır. Yüzyıllardır Türkiye’deki sinagoglarda Türk Sanat Müziği makamları ile icra edilen ilahilerde kullanılan dil Yahudilerin din dili olan İbranicedir. Yine yüzyıllardır sinagoglarda okunan ilahiler kulaktan kulağa bir sonraki kuşağa geçmekte olup 2002 yılına kadar kayıt altına alınmamışlardı.
1980’den beri yurdumuza gelen çoğu Batılı müzikolog ve etnomüzikologların başlıca ilgi alanı Judeo-Espanyol dilindeki halk şarkıları olmuştur. Ancak bu bilim adamları Türk Sanat Müziği tarzında bestelenmiş olan şarkıların çoğunu notasyon sitemine yabancı oldukları için kayıt altına alamamışlardır. Halbuki Batılı bilimadamlarının toplayıp arşivledikleri yüzlerce şarkı dışında Türk Sanat Müziği etkisi altında bestelenmiş yüzlerce şarkı daha vardır. İşte bu kültür mirasının korunması safhasında devreye Los Paşaros Sefaradis (http://www.sephardic-music.com)grubu girmiştir.